📺 Kanal: Klasik Düşünce Okulu
Video süresi: 22:56 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 1 / 1 (Toplam 36 satır gösteriliyor)
Hasan Sabbah Fusul-ü Erbağ'da anlatıyor. Fusul-ü Erbağ, İmam Razi'nin tanıklığıyla Şehristani'nin El-Milel-Venni halde ele aldığı bir kitap.
Ehlistan'ı El-Millel ve Nihal'de diyor ki, Hasan Sabbah'ın Fusulü'l-Erbadiye, El-Fusulü'l-Erbadiye bir kitabı var.
Bu kitap Farsça, ben o kitabın içeriğini Arapça'ya tercüme ederek alıyorum diyor.
Fakat kitabın kendisi kayıp hali hazırda.
Dolayısıyla biz kitabı bu Şehristani'nin El-Millel ve Nihal'inden öğreniyoruz.
İmam Razi sonradan Gazalici birisiyle İbni Mesut'la tartışırken ona diyor ki Şehristani'nin kitabının orijinal taraflarından bir tanesi de bu Hasan Sabbah'ın kitabını tercüme etmesidir.
Onun dışındakilerde bir numara yoktur.
Onların çoğusunu Abdülkadir Elbağdadi'den almıştır diye ifade ediyor.
Şimdi bu Fusuli Erba aslında Eddavetül Cedide'nin ana iddialarını içeren dört fasıldan oluşuyor.
Dört fasılın birincisinde Hasan Sabbah'ın sorusu şu.
Marifetullah sadece akıllı mı ya da bir öğreticiyle mi sağlanabilir?
Birinci sorumuzun iki tarafı ya akıl ya öğretici.
Öğreticiyim.
Hasan Sabbah öğreticiyi savunacak.
Aklı reddetmesi gerekiyor.
Dolayısıyla diyor ki, bana birisi, hani biz Hasan Sabbah'ın karşısında olsak ve bize bu soruyu sorsa, tercih edeceğimiz şık akıl olacak.
Bize diyecek ki Hasan Sabbah, diyor ki, kardeşim aklı seçtin ama şöyle bir problem var.
Sen aklınla bir iddia ileri sürerken aslında başkalarının iddialarını da reddetmek zorundasın.
Yani şöyle dedim ben, benim aklım Allah Teala'yı buldu ama orada bir insan var bir başkası o da diyor ki benim aklım Allah Teala'yı bulmadı.
Hasan Sabbah'a göre iş dönüp dolaşıp şuraya gelecek.
Ben doğru gelecek, doğru bildiğim şeyi karşıdakini öğretmek zorunda kalacağım.
Yani marifetullah olmasın.
İyi bir çay nasıl demlenir?
İki, üç insan bunun üzerine çalışıp bir tanesi bulduğunda o bulan ötekilere bunu öğretecek.
Bu şu anlama geliyor Hasan Sabbah'a göre.
Her aklı iddia aslında bir süre sonra öğreticiliğe dönüşüyor.
Çünkü her bulunan başkasına öğretiliyor.
Terzilik de benzer bir şekilde, marangozluk da benzer bir şekilde, marifetullah da benzer bir şekilde.
Yani aklı tercih eden insan mutlaka öğretici şıkkına gelmiş olacak.
Tabi Hasan Sabbah'ın ben bu fusul-i erbağdan anladığım şey mutlak anlamda aklı savunmanın mutlak anlamda öğreticiliği savunmak anlamına geldiğini çıkarmak.
Bu da aklın mutlak anlamda mazul olmasına gerektirir.
Bu birinci fasıldı.
Birinci fasıldı Hasan Sabbah kelamcıları bir anlamda reddetmiş oldu.
Yani şu kitabın başından beri temellendirmeye çalıştığı şeyi reddetti.
Kardeşim sen aklı savunduğun her anda akıl kendi doğrusunu ipka eder, başka doğruları reddeder ve kendi doğrusunu öğretmek için yola çıktığında bu öğreticilikten başka bir şey değildir.
Sen öğreticisin, öğretici öğretisini savunuyorsun, farkında değilsin diyor.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.