📺 Kanal: Üstad Kadir Mısıroğlu Resmî Youtube Sayfasıdır !..
Video süresi: 138:53 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 3 / 5 (Toplam 237 satır gösteriliyor)
Yusuf İzzettin Efendi velaah dedi.
Öldürülmeseydi Sultan Vahidettin'in yerine o padişah olacaktı.
Yusuf İzzettin Efendi Enver Paşa'nın yüzüne eldivenle vurdu.
Bunun neticesi şimdi Barbaros Bulvarı'nın Levent'e ekleştiği yerde Zincirlikuyu'da bir ziraat mektebi olarak kullanılan bir bina vardır.
O padişahlık zamanında av köşküydü.
Orada Enver Paşa tarafından karısının yardımıyla öldürülmüştür.
Şimdi ben bu söylediklerimi hep delillendiririm ama bahis uzar.
Bundan 50 sene evvel bir hac esnasında ben bunu Mine'de şeytan taşlanan yerde çadırda anlattığım zaman emekli bir hakim Emin Saraç Hoca'nın hemşerisi Tokatlı o da dahildir o da dinlemiştir.
Bunun bir cinayet olduğunu o teyit etti çünkü yedek subay olarak ben o gece orada nöbetçi subay idim dedi.
Tafsilata fazla girmek istemiyorum.
Enver Paşa'nın talimatıyla kocasını öldürmekte kullandığı için hanımını o hanıma kalacak diye onun mallarına dokunulmadı. İttihatçılığın halk fırkası denilen parti bir devamıdır. Ad farkından başka bir farkı yoktur.
Aynı gavurluk, aynı millet düşmanlığı, aynı diktatörya, aynı İslam'a aykırı tavırlara inkişaf verme hareketlidir.
Bundan dolayı Emel Paşa'ya rakip ve düşman olan Mustafa Kemal bu kadına kalacak diye onun mallarını millileştirmedi.
Onlar da 52'de hanedanın kadın kısmını Türkiye'ye getiren kanundan sonra bu mallara sahip oldular.
Avukatıyla arasında bir ihtilaf çıktı, benden rica etti.
Ben onun avukatlığını yaptım.
O sırada birileri geliyor, o mülklerden birini almak istiyor.
Milyonluk gayrimenkuller.
Bunlara şahit olan ismini söylemeyeyim şimdi halen hayatta.
O zaman bizim Sebil'de çalışan bir genç.
Ayrıldıktan sonra Şura'da Kadir Bey'in milyonluk yalısı var diye yazdı.
70'li yıllarda.
Ben de o zaman dergide ilan ettim.
Dedim ki benim Akçabat'ta babadan kalan mallarım hariç, kendi paramla bir dairemi ispat edene o daireyi bağışlayacağım.
Biri çıksın desin ki Kadir Mısıroğlu şu dairenin sahibidir.
Hiçbir gayrimenkulüm yoktu.
Meydan okudum, Fatih'ten bir Müslüman dedi ki ben bilmiyordum senin oturacak bir evin olmadığını.
Ben sana bir daire bağışlamak istiyorum.
Dedim ki hayır, bu millet mücadele eden adamı dilenci vasfında görmeye alışmıştır.
Ben birçok Osmanlı bereketi alim tanıdım.
Bunlar için de en takdir ettiğim adam Abdurrahman Gürses Hoca'ydı.
Abdurrahman Gürses Hoca'yı neden takdir ederim?
Vekar sahibi bir adamdı, vekar sahibi.
Bir misal vereyim size.
Musa Topbaş Bey'in evinde toplanıldığı bir hengamla sohbete Abdurrahman Gürses'in Kur'an okumasıyla başlanmasını istediler.
Abdurrahman Hoca Eunzu Besmele çektiği sırada Nazip Çelebi geldi kulağına dedi ki
Üstad biraz kısa oku lütfen sizden sonra Necip Fazıl Bey konuşacak.
Abdurrahman Efendi Sadakallahu Lazim dedi.
Ne oluyor hocam bir şey okumadın?
Kul sözünün Allah sözüne tercih edildiği bir yerde ben Kur'an okumam dedim.
Şimdi Osmanlı tarihi yazdım ona ithaf ettim.
İslam'ı müdafaa eden adam vakur olur mütekebbir değil.
Adem-i tenezzül hissinde olur.
Kimseye boyun emez.
İzzet-i İslam bunu gerektirir.
Fakat Müslümanları dilenci dava edenleri dilenci vasfında
başkalarına el açar vasıfta görmeye alıştıkları için
ben bunu yapmayacağım dedim.
Bu vakfı kurarken de biz Yıldız Sarayı'nın bahçesinde iki bin kişiye ziyafet verdik.
Şeyh Nazım dedi ki bir para toplansın.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.