📺 Kanal: Fatih Altaylı
Video süresi: 52:33 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 1 / 4 (Toplam 172 satır gösteriliyor)
Yine bir pazar sohbetinde birlikteyiz. Çok kıymetli, çok sevdiğim bir konuğum var. Oğuz Yeni Hayat bizimle birlikte. O kendisine içerik üretici diyor ama ben yeme içme alanında en güvendiğim insanlardan bir tanesi olarak kendisini tanımlıyorum. Oğuz hoş geldin. Nasılsın?
Hoş bulduk. Teşekkür ederim. Sen nasılsın?
İyiyim ben de. Çok teşekkür ederim. Neler yapıyorsun? Bir günün nasıl geçiyor?
Valla şu anda biraz dinlenmekle geçiyor.
Yoldan geldim.
Tayland'daydım.
Bir 9-10 gün kadar biraz gezdim.
Bangkok üstü Phuket.
Döndüm bir çekim yaptım.
Kanal haftada iki içerik üretmek.
Hem çok keyifli hem de zor.
Ama iyi keyifli gidiyor işte.
Bugün günümü buraya ayırdım.
Yarın yine çekim yapacağım.
Sonra bir seyahate gideceğim tekrardan.
Keyifler yerinde ya koşturuyoruz.
Güzel seyahat ediyorsun.
Yani aslında işinin ve hayatının bir parçası bu.
Evet evet evet aynen öyle çok uzun yıllardır.
Şöyle neler yaptığını biraz tanımlamak gerekirse seni tanıyanlar için de tanımayanlar için de böyle bir çerçeve çizsek olur mu birlikte?
Valla yani ben de aslında çok çerçeve çizemiyorum.
Ben böyle iyi yemek peşinde koşan ve bulduğum iyi yemeği de insanlara anlatmaktan keyif alan ve yerken de keyif alan bir insanım bence.
Yani ben kendimi biraz öyle tanımlamaya çalışıyorum.
Çünkü böyle iyi yemek bulunca heyecanlanan ve iyi bir usta bulduğunda, iyi bir lezzetin peşine gittiğimde
onu böyle insanlara anlatmaktan çok keyif alan bir insanım.
Elimden geldiğince de işte yıllardan beri aslında biraz hani hikaye biraz geçmişe dayanıyor.
Sen onu büyük ihtimalle soracaksın bana ama 2009'dan beri içerik üreten bir kişiyim ben.
İlklerdensin.
Evet yani çünkü ben 2009'da bloğum varken 3-5 kişi vardı bu şekilde içerik üreten.
Ve o zamanlarda da işte şuraya gittim, bunu yedim, fiyatı bu kadar tarzında içerikler üretiyordum.
Aslında ilk öyle başladım olaya.
O da birazcık benim işimle alakalıydı.
Yani benim geçmişimde basketbolcuyordum ben ve uzun yıllar basketboldan para kazandım.
Basketbol bıraktıktan sonra basketbol yazmaya başladım.
Ve basketbol yazmaya başladığım zamanda da çok fazla seyahat etmeye başlamıştım.
İşte İstanbul dışına maçizlemeye gidiyordum.
Oyuncu röportajına, antrenör röportajına ve her gittiğim yerde de tamamen kişisel merakımdan
işte Kayseri'ye gittim.
Ya Kayseri nesi meşhur deyip işte o meşhur lezzetinin peşinden gidiyordum.
Diyarbakır'a gidiyordum.
Diyarbakır'a nesi meşhur.
İşte Trabzon'a gidiyorum.
Trabzon nesi meşhur deyip tamamen kişisel zevkinden ve keyfimden
Oranın özellikle yerlisine sorup çok turistik olmayan yerlerini bulup yiyip o zamanlar tabii sosyal medya ya da böyle bir Twitter, Instagram falan yoktu o zamanlar.
2009'u biraz hatırlamaya çalıştığımızda 2010'da İstanbul Avrupa Kültür Başkentisi içinmişti.
2009 yılı bütün dünyadan sanatçıların yavaş yavaş Türkiye'ye geldiği bir zamandı.
Daha böyle yeni dalga kahveciler falan daha yoktu hayatımızda diye hatırlıyorum.
Yeme içme ekseninde baktığımızda böyle işte yeni nesil lokantalar, yeni nesil meyhane bir şeylerin daha yeni nesilinin henüz çıkmadığı zamanlardı.
Yeme içmede de çok böyle katı alışkanlıklarımızı sürdürdüğümüz, aynı balıkçıya gittiğimiz, aynı kasaptan alışveriş yaptığımız,
aynı yerlerde yediğimiz, manavımız belli, balıkçımız belli filan gibi bir durum olan zamanlardı.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.