← Aramaya Dön

Ekrem Demirli, Kuşeyri Okumaları, 35. Seminer

📺 Kanal: Klasik Düşünce Okulu

Video süresi: 84:02 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)

Sayfa 2 / 5 (Toplam 247 satır gösteriliyor)

02:48

Peki şimdi dolayısıyla şimdi biz Kemal'i ulaşan yani Kemal'i anlatan kavram olarak birkaç tane kavrama ulaşmış oluyoruz.

02:57

Özellikle böyle mesela velayet kavramı üzerine çalışacak olanlar ya da Kemal kavramı üzerine çalışacak olanların bu eş değer kavramları üretmesi çok önemli.

03:06

Şimdi nedir bunlar?

03:07

Mesela kişinin kendi durumu açısından anlatırsak ona bir diyeceğiz.

03:12

Mesela fert diyeceğiz değil mi?

03:13

Yani fert.

03:14

Ulaştığı makama birlik ya da ferdaniyet diyeceğiz mesela.

03:18

Ulaştığı hale mesela saadet diyebiliriz değil mi?

03:21

Yani saadete ulaşmış olma diyebiliriz.

03:23

Ya da mesela kemale ulaşma diyebiliriz.

03:26

Kemale ulaşan kişi önünde başkasının görmediği için veli adını alıyor.

03:32

Çünkü velayeliden geliyor.

03:34

Yani önümüzde başkasının olmaması ve tasavvufun saf ve evvelde olmak anlamının burada temerküz ettiğini düşünüyoruz.

03:41

Şimdi burada yeni bir kavrama ulaşmış oluyoruz.

03:44

Nedir o? Hür olanlardır.

03:45

Yani bunlar hür olmuş kişiler.

03:46

Yani bu nefsin arzularından bağımsızlaşmış kişi.

03:52

Çünkü tasavvuf ve din aslında hürriyeti bu şekilde anlıyor.

03:57

Dolayısıyla normal şartlarla mesela modern dünyada hürriyet daha çok yapabilme edebilme özgürlüğü olarak düşünülür.

04:03

Burada tasavvuf daha çok hayır deme kabiliyeti olarak hürriyeti tanımlamış oluyor.

04:09

Yani hürriyet hayır diyebilmek ve reddedebilmektir.

04:12

Çünkü bir doğal akış olarak bizi bir istikamete icbar ederken insan o akışa karşı direnerek bunu reddediyor.

04:21

Yani bu bir reddetme hürriyetidir.

04:23

Daha doğrusu reddetmekten ve hayır demekten ortaya çıkmış olan bir hürriyet biçimidir.

04:28

Şimdi benim şahsi kanaatim bunun aslında dinin tümünde yer aldığını düşünüyorum.

04:34

Yani bu mesele la ilahe ifadesi aslında bu reddetmeyi anlatır.

04:40

Hiç kuşkusuz hiçbir redden tanım ortaya çıkmaz.

04:42

Yani bir şeyi reddetmek tanım için yeterli değildir.

04:45

Çünkü biz biliyoruz ki selbi olan, selbetmek bilgi için yeterli değildir.

04:50

Yani bu bir merhaledir ama bilgi için yeterli değildir.

04:52

Yani fena bilgi de yeterli değildir, bir merhaledir.

04:55

Biz bunu biliyoruz yani bu konuştuğumuz bir konudur.

04:58

Dolayısıyla şimdi yani bekânı olması gerekiyor.

05:00

Yani dolayısıyla illallahın olması gerekiyor.

05:05

Ama la ilahe bir reddediş olarak bir hayır diye işi olarak aslında bizim Allah'la baş başa kalmamızdır.

05:12

Yani ben ve Allah şeyinin zemininin oluşması la ilahe diyerek gerçekleşmiş oluyor.

05:20

O nedenle şimdi biz la ilahi selbi bir ifade olarak bir reddediş olarak hürriyetin birinci ayağı ya da kapısı olarak kabul ediyoruz.

05:27

Ondan sonra illallah geldi diye düşünmüş oluyoruz.

05:30

Şimdi bu açıdan benim kanaatime göre yani çağdaş dünyada Müslüman düşünce ibadet meselesini ele alırken ibadeti mesela toplumsal olanın biraz dışına taşıyarak yani çünkü toplumsal ilişkilere ibadeti taşıdığımızda yani adab, erken, şu, bu, birbirimize karşı sorumluluklar vs. filan bunlar geleneksel yapılarla da örtüşerek bir bağımlılık ortaya çıkartırlar.

05:54

Yani mesela siz şimdi bir insanın vazifelerini, dini vazifelerini konuşmaya başladığınızda işte babaya karşı vazifeler, anneye karşı vazifeler, topluma karşı vazifeler, devlete karşı vazifeler falan diye böyle taadat etmeye başlarsanız artık daha özgürlüğü konuşamazsınız.

06:09

Yani gerçekçi olursa bu özgürlüğü konuşamazsınız.

06:11

Çünkü burada geleneksel olan yapılar bir de takdis edilmiş olur ve bireyin özgürlük alanı kaybolur.

06:17

Ama birey kendi ruh dünyasından, kendi inanç dünyasından ve kendi nesani arzularıyla mücadele etmeye başladığında aslında özgürlüğe doğru gitmiş olur.

06:31

Burada şimdi bir şeyin altını çizmem lazım.

06:33

Yani konuya gireceğim ama bu aklınızda kalsın diye söyleyeceğim bunu.

06:35

Bu şimdi heva ve heves tendiğinde aslında zihinde çok yanlış bir şey oluşuyor.

06:42

Yani bu sürekli böyle bir hevesmiş, sürekli bir istekmiş gibi böyle bir şey ortaya çıkıyor.

06:47

Aslında burada odaklanması gereken en önemli kavram korkudur.

06:50

Yani heva ve hevesin bize bir şey yaptırtması ya da heva ve hevesin bizi bir şeye sevk etmesi denilince sadece pozitif talepler, yani istemeler değil.

07:03

Korkuların burada çok önemli bir rol oynaması lazım.

Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.