📺 Kanal: Mustafa B. Bozkurt [Lex Historiae]
Video süresi: 165:45 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 3 / 5 (Toplam 229 satır gösteriliyor)
Çevresindeki pek çok Arap'ta got kadınlarıyla evlenmeyi marifet olarak kabul ediyordu.
Tüm bunlar Abdülaziz'in dinden çıktığı şeklinde yorumlandı.
Halifenin emriyle o günlerde cami olarak kullanılmakta olan Santa Rufina Manastırı'nda Musa'nın oğlu Abdülaziz yakalandı ve öldürüldü.
Başı Şam'da babasının önüne getirildiğinde Musa ben evladımı bir Müslüman olarak tanıyorum demekle yetindi.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Musa da Medine'de yoksulluk içerisinde hayatını kaybetti.
Meşhur kumandan Tarık'tan ise bir şekilde haber alınamadı.
Tarık'ın ismi bugün Cebel-i Tarık'ta yaşıyor.
Musa'nın adı ise suyun öte yakasında Cebel Musa'da.
Her ikisi de binbir gece masallarında kendilerine mahsus iki ayrı hikaye sahipler.
Onların kaybolması Müslüman fethilerini durdurmadı.
Müslüman orduları çok geçmeden Pelayo adındaki bir asinin Asturya dağlarında kurduğu yerel idareyi
ve Bas Katalan bölgesini saymazsak İber Yarımadası'nın tamamına hakim oldular.
732 senesinde Abdurrahman el Gafiki isimli Müslüman kumandan,
Toulouse Savaşı'nda Sam Hibni Malik'i öldüren Akitanya Dükü Odadan intikam almak üzere
Pirene Dağları'nı açtı ve Güney Galya'ya, bugünkü Güneybatı Fransa'ya ulaştı.
Garona Nehri ya da Bordeaux Savaşı olarak bilinen bu muharebede odayı alt etti.
Müslüman orduları neredeyse Paris'e varmak üzerelerdi.
Tours ile Potiers arasında Frank kumandanı Çekic Charles, Fransızlarca bilinen adıyla Charles Martel, Abdurrahman'ın ilerleyişini durdurdu.
El Gafik'i bu çatışmada hayatını kaybetti.
Charles kilise mallarına el koyması nedeniyle kendi devrinde kötü anılsa da,
seneler sonra Hristiyan dünyayı Müslüman ilerleyişinden kurtaran kahraman olarak anılacaktı.
Gerçekten de o Roderick'in akıbetine uğrasaydı Fransa'nın ikinci bir endülüs olması işten bile değildi.
Ancak bu savaş Emevilerin ilerleyişini tamamen durdurdu.
Artık Preneler Müslüman dünya ile Hristiyan alemi arasında doğal bir sınırdı.
Avrupa o günlerde oldukça yoksul ve belalı bir coğrafyaydı.
Para ekonomisi çökmüş, Roma'nın şaşalı günlerinden eser kalmamıştı.
Bu nedenle Araplar zengin Pers toprakları, parlak Bizans beldeleri ve Asya'nın egzotik ülkeleri dururken Avrupa'ya doğru bir fetih gerçekleştirmeyi ne derece istemişlerdi bu tartışıdır.
Halife Ömer İbni Abdülaziz'in bir şekilde İspanya'dan kurtulmak istediği de söylenir.
Ancak kaderin cilvesine bakın ki bu bölge Emeviler için son sığınak olacaktır.
750 senesinde Abbasiler Emevi saltanatına son verdiler.
Bir ölçüde menkıbeleşmiş bir anlatıya göre bütün hanedanı katletmekte kalmadılar, cesetleri üzerinde ziyafet verdiler.
Ne var ki bu Emevi ailesinin sonu değildi.
Genç Şehzade Abdurrahman yanında kardeşleri Bedir ve Yahya, oğlu Süleyman ve kız kardeşleri olduğu halde kaçmayı başardı.
Bu tarihten itibaren Abbasi casuslarıyla 5 yıl süren bir kedi fare oyununa girişti.
Fırat yakınlarında kardeşi Yahya'yı nehre kaptırdı ve Abbasiler tarafından parçalanışını seyretti.
Abdurrahman'ın oğlu Süleyman babasını yıllar sonra ancak İspanya'da görebilecekti.
Kız kardeşleri ise İspanya'ya varamadılar.
Yalnız Abdurrahman ve Bedir anneleri Nefza adında bir berberi kabilesine mensup olduğu için Tunus'a gitmeye karar verdiler.
755 senesinde Abdurrahman ve kardeşi Bedir Malaga kıyılarına ulaştı.
Abdurrahman'ın saltanatı İspanya'daki iç çatışmalarla mücadele ederek geçti.
O günlerde Fihriler tarafından yönetilen İspanya Müslüman toplumu büyük iç çatışmalar ve kavgalar içerisindeydi.
Bunları büyük ölçüde durdurmayı başardı Abdurrahman ve İspanya Müslümanları tarafından Eddâhil yani sonradan içeri giren olarak isimlendirildi.
Abbasiler 763 senesine kadar Abdurrahman'ın peşini bırakmadılar.
763 senesinde El-Ala kumandasındaki bir birlik Karmona'yı kuşatarak Abdurrahman'ı teslim almaya çalıştı.
Nihayet Abbasi halifesi Mansur adeta mağlubiyetini kabul ederek Abdurrahman'ı Sakrul Kureyş yani Kureyş'in şahini olarak andı ve şöyle dedi.
Aramıza bir deniz koyduğu için Allah'a hamdolsun.
Abdurrahman yeni idaresinin başkenti olarak Kordoba şehrini seçti.
Burada Roma devrinden kalmış birkaç yapı bulunuyordu.
Abdurrahman bunların çoğunu ortadan kaldırarak dolanbaşlı sokaklarla dolu güçlü bir kale inşa ettirdi.
Kuadal Kuir, Arapların deyişiyle Vadi Yilkebir nehrinin kıyısındaki bu şehir havası ve suyu bakımından oldukça elverişliydi.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.