📺 Kanal: Mustafa B. Bozkurt [Lex Historiae]
Video süresi: 79:06 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 2 / 3 (Toplam 112 satır gösteriliyor)
Konağın bahçesinde bir sonraki kurbana kadar yetiştirilirmiş.
Böyle de bir adet mevcutmuş.
Koçun bir de Ali Yülala'sı var diyor Sermet Muhtaralüs.
Böylesine sakız koçu denirdi.
Gayet gövdeli, azman, dana kadar hayvanlar.
Meraklıları tarafından bin zorlukla düşürülüp daha kuzuyken alınmış.
Dilaver, rüstem, pehlivan, tosun gibi adlardan biri konmuştur bu hayvanlara.
Evlat misali üstüne titreye titreye büyütülmüş, fıstık üzümle beslenmiş, sahibine alışık mı alışık, o nereye giderse tıpış tıpış arkasından gelir.
Kahveye oturup nargileyi fokurdatırken başını dizine sürter, görenler maşallahlar çeker.
Toroman iki yaşını buldu muydu bayrama da bir ay filan kaldı mı mübarek hayvan kurban edilmek için yaratılmış ecrinden kaçınmayalım denerek asıl meram olan cebi şenlendirmeye kalkışarak sahibi yanına alır kalabalık caddelerde dolaştırır çabucak müşterisi çıkardı pahası beşten tut on sarı liraya kadar.
Pek şahaneleri padişahlık olarak hazine-i hassadan gösterişçe daha aşağıları şehzade ve sultan saraylarından kapatılır.
Arta kalanlar emri mesnuni akti icra edilmiş.
Yani nikahı kıyılmış.
Fakat velime cemiyeti yani düğünü yapılıp da daha güveye girmemiş.
Mahdun beyler tarafından helali küçük hanımefendilere yollanmak üzere mükela ve vüzera konaklarında kapışılırdı.
Şimdi çok enteresan bir şey.
Bu sakız koçu denen bir koç var. Nitekim bu Twitter'da da son dönemde yayınlanan videoda Sultan Reşat'ın kurban merasimini görüyorsunuz. Oradaki görevlilere vekalet veriyor. Orada hayvanlar kesiliyor. O hayvanlar da sakız koçu denen özel bir cins. Bunlar oldukça iri, müşekkel ve böyle gösterişli hayvanlar.
Türkiye'de halen daha üretiliyor melez bir tür olarak ama orijini bildiğim kadarıyla Sakız Adası'ndan geliyor bu koçların.
Ve dediğimiz gibi padişahın kurban merasiminde mutlaka bu koçlar tercih ediliyor.
Başka kim tercih ediyormuş? Kalanlarından. Şehzade ve Sultan Sarayları bunları alıyormuş.
Bir de aslında bu hala Anadolu'nun bazı yerlerinde devam eden bir adet.
Emri Mesluni akdi icra edilmiş. Yani imam nikahı kıyılmış fakat henüz düğün cemiyeti yapılmamış. Yani gelin güvey olunmamış. Kişiler, nişanlılar diyebiliriz bugünkü tabirle. Birbirlerine daha doğrusu erkek tarafı kız tarafına bir koç gönderiyor. Bu koçun da mutlaka sakız koçlarından olması adet denmiş. Eskiden İstanbul'da da. Bugün hala Anadolu'da var.
Pardon. Şimdi enteresan bir de şahsi bir şey de söyleyeyim. Bizim ailede de böyle bir adet en azından 90'ların sonuna kadar sürmüş. Bu babta hiçbir külfet yorgunluk esirgenmezdi. Kız tarafına fazla hulus çakmak isteyenler, kızın hüsnü anını tartıp biricik evlat oluşunu da düşünenler çok itinalı davranırdı.
Şimdi gerine koç gidecek ya, süsleyecekler.
Derhal koç peylenir.
Gene fıstık üzümle bir kat daha tavlandırılır.
Etten yağdan kıpırdayamaz hale.
Hangi ise semizlikten çatlayacak raddeye gelirdi.
Bayrama iki üç gün kala kollar sıvanır.
Eni boyu bir ulema beygirine dönmüş mahluk çağız.
Bu da güzel bir tabir.
Ulema beygirine dönmüş artık koç yemekten.
Önce Arap sabunuyla ardından Hacı Cemali sabunuyla.
Tekrar tekrar yıkanarak kar beyaz edilir.
Seyrek dişli sakal tarağıyla taranıp tüyleri kabartılır.
Alnına sırtına lal şekerci boyasından menevişler yapılır.
Boyunuzlarına varak yaldızlar yapıştırılır.
Ondan sonra başına kordelalarla, bu da kurdela değil, kordela.
Kordelalarla fiyongalı kırmızı papaziden hotoz, hotozun altına gene papaziyi duvak,
şakakları da birer tutam gelin teni konur.
Yani baya baya gelin gibi süslüyorlar koçum.
Kılığı kıyafeti efendice tavrı kelamı rabıtalıca emin bir kişiyle beraber faytona bindirilip doğru menkuhaya yani nikahlanacak olan kadına ve onlar da hazırlıktı bir veya iki lira bağlanmış ipekli mendili adamın cebine sokuverirlerdi damat doğrudan götürmüyor dininin vasıtasıyla götürülüyor böyle ağzı laf yapan bir adam vasıtasıyla onun da cebine üç beş sokuşturuyorlar.
Arefe günü 21 pare ikindi topları gürler gürlemez rahmetlilerin kurbanı kesilirdi.
Bunlar fakir fıkara hakkı sayılır yarım but bile alık olmaz hepsi dağıtılırdı.
Şimdi şöyle bir şey var tabi Arefe günü özellikle dedik ya bu hayvanlar alınıyorlar.
Bu alınan hayvanlar Arefe günü kesiliyor ve hiçbir şekilde aile bireyleri bunu yemeden çünkü merhumların ruhuna kesilmiş.
Garibe gurebaya dağıtılıyor bunlar.
Bunu da devam ettiren bu adete devam ettiren kimseler biliyorum eski İstanbullularda.
Dirilerin ki yani asıl kurban kesiş bayramın ilk günü halk namazdan döndükten sonra sevabı herkesin kendi koçunu kadın kısmına mekruh olduğundan karısınınkini de kendisi kesmesi herkes kendi koçunu kendi kesecek.
Fakat nerede o baba yiğit? Ekseriye tavuk kesilirken bile bakamayan, fellik fellik kaçan yufka yüreklerden, binaenaleyh bendegahından bir emektara, konu komşudan dini bütün ve gözüpek bir kişiye, mahallenin eskisi Müslüman bir kasaba işi havale ederlerdi.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.