📺 Kanal: Klasik Düşünce Okulu
Video süresi: 86:26 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 1 / 4 (Toplam 159 satır gösteriliyor)
Tamam. Peki. Kayda başladığımıza göre konuşabilirim. Bugün, geçen haftalarda kaldığımız yerden Kretlos'a devam edeceğiz.
Geçen haftalarda aslında Kretlos metninin genel olarak yorumlayanların 3'e böldüğünü görürüz.
Bu üç kısımda Kratidos'ta semantik etimolojinin örneklerine başlamadan önceki kısım, yani öndeki tartışma, özellikle mekik metaforu merkezinde şekillenen tartışma,
semantik etimolojinin örneklerinin tartışılığı uzun kısım,
sonra da semantik etimolojinin örneklerinin kapatıldığı
ve daha ziyade taklit kuramı üzerinden
meselenin sondaki aporyaya,
yani adlara güven olmaz dediği noktaya getirildiği kısım.
Şimdi aslında biz 3 haftada,
yani ilk 2 haftada giriş yaptık.
Bir tanesinde şiirle ilgili konuştuk.
Bir tanesinde daha ziyade Kretlos'un temel kavramsal dinamiğini konuştuk.
Bilmiyorum onlar da ne kadar girişli değildi.
Çünkü hala metnin içindeydik.
Üçüncü haftada da bu ilk kısmı yani semantik etim orijinin örneklerine girmeden önceki kısmı birazcık tartıştık.
Burada temel iki tane figür var aslında.
Bir tanesi nomotetes ve bunu özellikle de ben kendi çevirimde şöyle bir imla ile yazmıştım.
Ad yasak koyucu diye.
Bunun sebebi de aslında şuradaki nomoyla tetes arasındaki ilişkiyle ilgiliydi.
Buradaki tetes aslında Yunanca'da titemi fiili.
buradaki nomos'ta yasa, mera hatta adet falan anlamlarına gelen bir kelimeydi.
Fakat bu kelimeyi Platon Kratilos Diyaloğlu'nda daha ziyade ad koyucu gibi kullanıyor.
Fakat nomotetesinin üzerindeki o hukuk yükünü atamıyoruz biz.
Hukuksal bir vurgusu var nomotetesin.
Çünkü bunun temel sebebi şu.
Adlandırma haddizatında sadece bir nesneyi bir adla çağırmaktan ötesidir.
Bunun sebebi şu, bir parayı belirli özellikleriyle bir darpane basabilir.
Ama o parayı basması tedavile sokmadan bastığı anlamına gelmez.
Tedavile girmemiş bir para aslında orada durmaktadır.
Kıymeti de yoktur.
Adlandırma tedavüle sokmayı da gerektirir.
Ne demek bu?
Herhangi bir varolana bir adı atfettiğiniz zaman o adın kullanımını da beraberinde vermeniz gerekir.
Yani nasıl kullanılacağını da vermeniz gerekir.
Tedavüle sokmanız gerekir.
Mesela bazı kelimeler, Cumhuriyet döneminde bazı kelimeler icat edilmiştir ve koyulmuştur ama tedavüle girememiştir.
Dolaşımda bir kullanıma girememiştir.
Kullanıma girememiş kelimeler gerçek adlandırma olarak çıkamazlar ortaya aslında.
Ad olarak orada duruyorlardır ama sadece bir buluş olarak dururlar.
Fakat tedavüle girince artık gerçek bir ad olurlar.
Dolayısıyla adlandırma edimi, nomotetesin edimi bu ikili yapıyı gerektiriyor.
İlk önce bir adla çağırmak, sonra o adı tedavüle sokmak.
Bunu Kratos'un metninde aslında çeşitli fiillerle görüyoruz.
Yani Platon çeşitli fiillerle adlandırmanın nasıl hem bir çağırma, hem o var olana bunu yükleme ve o var olanın bu adla çağrılmasını tedavüle sokma, dolaşıma sokma biçiminde olduğunu.
Fakat nomotetesin yani ad yasa koyucunun bunu tedavile sokmasını aslında tıpkı bir yasa koyma gibi düşünmeliyiz.
Bu şu demek, yasa bir tasarı olarak meclise geliyor değil mi?
Mecliste onaylanıyor, evet adı koyuluyor ama ne zaman tedavile giriyor?
Resmi gazete yayınlanacak.
Ve birileri o yasayı o yasa yüzünden yaptırıma uğrayınca ya da o yasa yüzünden belirli davranışları sergilemek zorunda kalınca biz gerçekten ona tedavüle girmiş diyoruz.
Bir ad tedavüle girdiğinde, bir kelime tedavüle girdiğinde artık kullanımı oluyor.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.