📺 Kanal: Altay Cem MERİÇ
Video süresi: 43:44 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 3 / 3 (Toplam 142 satır gösteriliyor)
Mesela ilmiye sınıfı aslında Osmanlı'da şöyle bir Fatih Kanunnamesi'nden sonra özellikle belli başlı ayrıcalıklar yani
iktisadi, atanmaya dair hukuki ayrıcalıklarla beraber prestiji çok artmış bir sınıf.
Yani ilmiye sınıfı mesela Fatih dönemi öncesinde aslında derviş baba gibi bir figür.
Daha protokolden uzak, bürokrasiden uzak bir figürken Fatih Kanunu'nun ahmesinden sonra ayrıcalıklarla insanların girmeye çalıştığı, işte oradan aldıkları icazetle ki bu meselenin tartışılırken mesela ne kadar anlaşılmadığını, tarihin bilinmediğinde ne kadar anlaşılmadığını fark etmek lazım.
Buradaki icazet denilen şey yani bu icazet sistemiyle bürokrasi içerisinde yüksek görev alıyor bu adamlar.
Yani ne mesela işte kaz asker oluyorlar.
Bu bir bölgenin valisi, belediye başkanı gibi bir pozisyon.
İşte bunların her birinin hukuki yönleri de var.
Hakim oluyor, savcı oluyor.
Ya savcı yok da tabii kadı oluyor işte mesela.
Ondan sonra ne bileyim hekim başı oluyor yine o icazetle.
Müneccin başı oluyor, saray hocası oluyor.
Bu icazet aslında devletin denetlediği bir diploma.
Yani bugünkü icazetle bu çok bir alakası yok.
Yani buradaki icazeti zaten devlet denetliyor ve devlet buna göre kuruma memur atıyor.
Bürokrat atıyor, yüksek bürokrat atıyor.
Bunlar tabii ney?
Mesela bazı vergi ve cezalardan muaflar, ondan sonra ulema çocuklarına bazı ayrıcalıklar tanımlanıyor.
Ve bu sınıfın prestiji gittikçe artıyor toplum nazarında.
Mesela Muallim-i Sultani yani sultanın hocası Şeyhülislam'a denk görülüyor ve vezirden yüksek bir makamda.
Yani vezir dediğimiz şey ne işte bakan denilebilir.
Bakan gibi görebiliriz veziri.
Sadr-ı Azam'ı da başbakan gibi görebilirsiniz.
Vezirden daha yüksek bir makamda muallim sultanın hocası.
Medrese neye denk geliyor peki o dönemde?
İşte ortaokul, lise, üniversite eğitimine denk geliyor.
Yani ilkokuldan sonraki bütün eğitim aslında medrese eğitimi.
Yani devletin verdiği resmi tedrisat gibi bir şey aslında.
Bürokrat atamak için verdiği tedrisat.
Ne öğretiliyor burada?
Mesela kelam, hendese.
HNDSE dediğimiz şey ne? Mühendislik, hesap yani matematik, heyet, ondan sonra felsefe, tarih okuyorlar.
Şimdi peki bu icazetle bizdeki icazet, şu anki icazetler aynı mı? Değil tabii ki.
Yani bugün mühendislik eğitimi alıp bunu diplomasına sahip bir adam aslında buradaki icazetli dediğim kişi.
Donanımlı, bürokrat olmaya meyel, yüksek bürokraside görev alma için eğitim almış ve bu eğitimi onaylanmış.
Bundan dolayı da bürokrat olarak atanmış adamdan bahsediliyor aslında icazet dediğimizde.
Tabi müfredatlar da buna göre.
Yani bugünkü mesela sad, dine sıkışmış bir eğitim aslında daha Hristiyanca bir mefhum.
Yani dünyayı seküler ve dini diye bölüp sadece dini eğitim veren bir şeyi icazeti endekslemek.
Bu çok o dönemin medresesini anlamamış oluyorsun.
Yani bugünkü anlamıyla şöyle düşünülebilir.
Mesela standart bir entelektüel dediğimiz şey Osmanlı döneminde mesela ele alırsak.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.