📺 Kanal: Klasik Düşünce Okulu
Video süresi: 80:20 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 4 / 5 (Toplam 211 satır gösteriliyor)
Bir şey daha söyleyeyim de buraya tekrar girelim.
O da şu değerli arkadaşlar, yine bu bedenle haşır meselesiyle ilgilidir.
Şimdi filozofların, özellikle ahlak teorileri, bunu Farah abi kısmen atıf yaptı.
Ahlak teorileri, ben modern çağda çok yanlış anlaşıldığını ve çok yanlış bildiğini söylerim.
Mesela biz bugün ahlakı iki açıdan ele alırız.
Birincisi bir bireyin mutluluğu veya bir bireyin nefsinin huzuru bakımından ele alırız.
İkincisi ise toplumsallık bakımından ele alırız.
Aslında şimdi klasik dünyada ahlakın gayesi bu değildir.
Yani yeni platonik ve itibaren ahlakın gayesi bu değildir ve Müslüman filozoflarla, Meşrahi filozoflarla bu gelene uyarlar.
Ahlakın gayesi aslında zihnin yetkinleşmesi, ruhun, nefsin yetkinleşmesi bu sayede bireyselleşmedir.
Bu çok önemli bir konudur.
Yani ahlakın amacı aslında bireyin yetkinleşmesi, daha doğrusu bireyselleşmedir.
Yani benim senden ayrışmam aslında ahlakla gerçekleşiyor.
Dolayısıyla benim senden ayrışmam ahlakla gerçekleştiğine göre burada beden aşılması gereken bir engeldir.
Yani daha doğrusu beden hani burada kayda değer bir şey değil.
Çünkü beden yok olup gidecek yani hani şey olarak.
O zaman şimdi ahlakla birlikte ruhumuz bireysellik kazanır.
Bu nasıl açıklanıyor?
Aslında burada biraz mecaza sapıyorlar ve sanki ruh ikinci bir doğa kazanıyor, ikinci bir tabiat kazanıyor gibi bir şeye ulaşıyorlar.
Böyle olunca o zaman beka bir rüçhaniyete dönüşüyor.
Yani az sayıda insanın, seçkin insanların ulaşabildiği bir rüçhaniyete dönüşüyor ve hiçbir zaman şu sorunun cevabını tam olarak bilmiyoruz.
Bu rüçhaniyete ulaşamayanlar tam olarak ne olacak?
Bunun cevabını aslında biliyoruz.
Yani ne olacak?
Yani hayvanat, bitkiler ne olacaksa o da olacak.
Yani aslında öyle.
Yani cevabı bu.
Dünüşü zaten böyle söylüyor.
Yani şeyin, meşayi filozofların biraz mahalle baskısıyla bunu açıklama getirmeye çalıştıklarını,
Yani bu kemale ulaşamayanlar, bu bireyselle ulaşamayanlar falan böyle.
Şimdi bu da bir konu.
Dolayısıyla şimdi yani beden merkezli olma, beden merkezli olduğumuz için de böyle bir güçlü bir nefs teorisinin oluşmaması,
nefs teorisi oluşmayınca da bir akıl teorisinin oluşmaması aslında Farah abiye göre temel problemi teşkil ediyor.
Ama şuraya bir daha dönelim.
Şu konu önemli bizim açımızdan.
Şimdi Farah abi dedi ki bu sıradan halk dedi.
Bu ayrım da bizim için çok önemli.
Sıradan halk ve ulemanın kullanımı.
Yani Farah bin Atıf yaptığı.
Kelamcılar dediğimi dedik ki burada biz umumi anlamda ulema gibi alalım.
Yani ulumu diniyeyi temsil edenler.
Bunun içerisinde fukaha dahildir.
Bilhassa fukaha dahildir.
Çünkü fıkıhçılarda aklın kullanımı yani başından beri çok önemli bir problemdir.
Çok tartışılan bir konudur.
Hiçbir zaman mesela aklın kullanımını reddetmezler ama aklın sınırı ne olacak?
Yani akıl kıyas mı yapacak?
Yoksa sadece rivayetlerden bilgi mi çıkaracak?
Bunu tartışıyorlar yani.
Dolayısıyla şimdi aklın oradaki sınırları meselesi mezhepleri ortaya çıkartıyor.
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.