📺 Kanal: Evrim Ağacı
Video süresi: 237:42 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 6 / 12 (Toplam 566 satır gösteriliyor)
Bir hiyerarşik bir düzendir o.
Dolayısıyla aralarında geçiş ilişkisi kurulamaz.
Üstteki her zaman için alttakinden nedir?
Daha çok tanrısal ışığa yakındır.
Orada bile yok deri rengine falan göre ayrım. Yanlış bilmem.
Ama orada fakat şey diyorum orada bile henüz aslında şeydi bir protestan geleneği yani yeryüzünde ve daha doğrusu bunu çeviren şey protestan bilimciler öyle söyleyeyim ben.
Yani doğada bir düzeni tanrısal düzenliye tutma veya doğadan tanrıya ulaşma şeyi anlayışı.
Lina da böyle birisiydi. Dolayısıyla ne yapıyor aslında? O geliyor ve varlıkların büyük zinciri, çerçevesini ne yapıyor? Sınıflandırma içerisine tahkim ettiğinde, primatları da bunun içerisine koyduğunda primat ne demek aslında?
Öncül, birincildi. Öncül, birincildi anlamı var. Primadan gelir.
Ancak mükemmelleri anlamında büyük varlık zincirinde mineralleri falan daha alt başlıklara ayırmışlar hatta erkekleri kadınlardan üstten koymayı ama gidip de erkekleri arasında deri rengine falan göre bir ayrım yapılmamış bildiğim kadarıyla.
Yok. Daha doğrusu doğal ya da o şekilde bakma, insanda doğal bir varlık olduğuna göre hani, tamam mı?
Bu çerçevede bakma alışkanlığı zihinler oturunca daha sonraki işte kolonyalist, yani sömürgeci sayıklarla gerçekleştirilen deniz seyahatlerinin sonucunda ortaya çıkan durum ne oluyor aslında?
Tahkim edilmiş oluyor doğal bir şekilde.
Yine bunu da sistematiğe aktarıyor tabii ki yani.
Bunu yaparken şey değil, ben bir insanların arasında ayrım yapayım böyle bir şey değil.
Line doğru bir yol olduğuna inanıyor.
Yani daha dürüst bir şeyle.
Doğal bir yolu.
Çünkü baktığı zaman.
Oradan başlıyor tabii.
Oradan girdikten sonra fizik antropolojisine de, ne bileyim işte dönemin daha sonraki karşılaştırmalı etnolojisine de belli bir yere kadar bunlar hakim oluyor tabii ki.
İster ister bu görüşler.
Ve giderek daha bilimsel bir temele oturmaya başlıyor anladığım kadarıyla. Daha önceden daha kolonyal amaçlarla, daha sosyolojik amaçlarla yapılıyor.
Aslında şu çok kritik söylediğin senin şey, hemen tam anlayalım. Aslında ideolojik olan bir kavramlaştırma, yani olan bir kavramlaştırma ne yapılıyor? Doğaya aktarılıyor.
Doğadaki düzen tırnak içerisinde işte düzeni söylüyorum.
Aslında bu ideolojik kavramlaştırmayla eş tutuluyor aslında.
Dolayısıyla ırk kavramının kendisi bizim doğadaki canlardaki farklaşma örüntülerine bakarak gördüğümüz bir durumu aktarma şeyi değil.
Zorunluğundan çıkan bir kavramlaştırma değil.
Tam tersine doğadaki şeyi, çeşitliliği, biyolojik varyasyonu gereksiz yere bölünleyen bir ideolojik yakıştırma.
Aydınlanma yaşadım bir saniye.
Bir dakika bunu kendim canlatmam lazım.
Bir dakika normalde biz bilimde önce veriyi toplarız ondan sonra veriyi kategorize ederiz ve orada bir eğer gruplandırma çıkarsa gruplandırma vardır deriz.
Burada gruplar önden gidiyor ondan sonra ona yönelik veri toplama çabası var.
Adeta bir teori ortaya atıp sonra ona veri oturtmaya çalışmak var.
Yani ırk kavramının kendisi ideolojik olarak tahkim edilmiş, ortaya çıkmış, iktisadi ve kolonyali sahiplerle ve bunun arkasını işte dinsel mazeretlere doldurarak ortaya çıkarılmış.
Özellikle Batı Avrupa'nın o sömürgeci yayılma döneminin ürünü olan bir ideolojik şey pota.
Ve bu pota içerisinde bir süre sonra siz ne yapıyorsunuz aslında?
Biyolojik farklılıkları da koyuyorsunuz.
Ayrıca biyolojik çeşitliğin doğadaki tezahürlerini de koyuyorsunuz bunun içerisine. Yani sizin ideolojiye sıkıştırdığınız bir şey o. Yani doğadan çıkan bir kavramlaştırma değil bu. Doğadaki işleyişten, doğadaki biyolojik varyasının çeşitli yüzlerinden varılarak ortaya konmuş bir kavramlaşma değil.
Oralara zaten geleceğiz. Peki zaman geçtikçe belli bir bazı tanımsal değişimlerden de geçiyor ama ikinci sorum da onunla ilgili olacak.
Yani şimdi az önce de teori dedik mesela. Teori sözcüğünün ne kadar halk ve bilimde zıt anlamlara düştüğünü biliyoruz.
Irk'ta böyle bir durum var mı? Mesela çünkü şöyle diyor şunu da soracağım belki bir sonraki sorumu da içine alarak.
Şimdi peki bu ideolojik bir süreçten çıktı sonra bilimsel bir altyapıya ulaştırılmaya çalışıldı ancak şunu da biliyoruz bir türün türleşmesi sürecinde gruplar içerisinde belirli farklılıklar birikmeye başlıyor ve çeşitli pasamaklardan geçerek bir türleşme sürecine giriyor bu türler.
Bununla ilgili bir dolu mekanizma tartışılıyor işte coğrafi izolasyon olur olmaz bir arada simpatrik alopatrik bir dolu türleşme modelinden bahsediyoruz ve genellikle hani böyle ideolojik olarak çok motive olmayan tanımlarda ırkı bu süreç içerisindeki ilk basamaklardan biri hatta hani bitki ırkları işte arı ırkları vesaire de denir ya yani mesela arılar için ırk çok rahat yaygın kullanılan bir şey işte kafkas ırkları falan gibi.
bilimdeki
ırk tanımıyla
halk arasındaki ırk tanımı
bu süreçte farklılaştı mı? Farklı yönlere
gitti mi? Yoksa tamamen
alakasız bir konu mu bu?
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.