📺 Kanal: Altay Cem MERİÇ
Video süresi: 74:58 (Sadece ilk %15'lik özet gösteriliyor)
Sayfa 2 / 5 (Toplam 240 satır gösteriliyor)
Ama bunlardan en önemlisi tabii ki Alvin Plantinga'nın teodisesi.
Özgür Rade Savunusu adında bir makalesi var Alvin Plantinga'nın.
Ve Alvin Plantinga'nın mantıksal kötülük problemini belli bir dereceye kadar çözdüğü konusunda ateist filozoflar da hakkını teslim eder.
evet mantıksal kötülük problemini plantinga bir dereceye kadar aştı, çözdü deyip tartışmayı farklı bir bağlamda tekrar tartışmaya başlıyor ateist filozoflar.
Burada şöyle bir ayrım var.
Şimdi kötülük problemi dediğimizde iki tane kötülük ayrımı yapıyoruz.
Birisi ahlaki eylemlerden, insanların iradelerinden kaynaklanan kötülükler.
Örneğin hırsızlık, bir insana işkence etmek, malını, hakkını, hukukunu çalmak gibi.
İnsanların ilişkilerinden ve iradelerinden doğan kötülük.
Bu ahlaksal ya da ahlaki kötülük problemi dediğim bir şey.
Bir de doğal kötülükler var.
Doğal kötülük problemi.
Doğal kötülük problemi de insanların eylemleri belirleyici değil.
Daha maksatsız ve amaçsız görünen kötülükler.
Mesela doğal afetler.
Değil mi?
Ya da işte ne diyelim mesela genetik hastalıklar.
Burada insanların başına gelen kötülükler.
Evet, evet.
Bunları nasıl açıklayacağız?
Bu ciddi bir problem zaten Alvin Plantinga'nın özgür irade savunusuyla beraber mantıksal kötülük problemini bir dereceye kadar aştığı konusunda bazı filozoflar hemfikir demiştim.
Tabi orada da bazı eleştiriler yok değil.
Aslında çözemedi diyenler de yok değil.
Tartışma biraz daha delilci kötülük problemine evriliyor.
Delilci kötülük problemi dediğimiz yere evriliyor.
Oradaki maksat da şu.
Aslında bunu anlatmak için önce mantıksal kötülük probleminden biraz daha bahsetmek iyi olabilir.
Durum şu, işte bizim klasik teizm dediğimiz, yani işte İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik, kimleri Yahudiliği almıyor, sadece Hristiyanlık ve İslamiyet için bunun geçerli olduğunu söylüyor.
Tanrı tasavvurunda belli türden sıfatlar var.
İşte biz klasik teizmin Tanrı tasavvurunda mutlak iyi, mutlak bilgili ve ahlaken kusursuz diyoruz Tanrı'nın sıfatlarına.
Bu sıfatlarla yeryüzündeki durum ve hal arasında bir uyumluluk var mı?
Bunu denetliyor mantıksal kötülük problemi.
Aslında mantıksal kötülük probleminin klasik versiyonu, Tanrı'nın bu sıfatlara sahip olup aynı zamanda yeryüzündeki kötülüklerin de varlığını sürdürmeye devam edemeyeceği yönünde bir çelişki olduğu iddiası.
Yani hem bu Tanrı tasavvurunu kabul edip, hem de aynı zamanda yeryüzündeki kötülüklerin var olduğunu ve devam ettiğini aynı anda kabul etmeniz çelişkilidir diyordu.
İkisini aynı anda kabul etmek mümkün değil diyordu kimi ateistler.
Plantinga'nın buradaki manevrası şuydu ki çok da zekice bence.
Plantinga dedi ki,
işte diyelim ki Tanrı mutlak güçlü,
işte mutlak bilgili ve ahlaken kusursuz
ve yeryüzündeki kötülükler var.
İşte Epikür'ün ya da David Hume'un
formülü ettiği gibi, Tanrı eğer ki mutlak güçlüyse
yeryüzündeki kötülükleri
neden ortadan kaldırmıyor? Gücü var.
Eğer ki Tanrı mutlak bilgiliyse
yeryüzündeki kötülüklerden haberdar.
Eğer Tanrı mutlak anlamda
iyiyse bu kötülükleri kaldırmak için
motivasyonu vardır. O zaman kötülük
neden hala var? Aslında Epikür
Bu sayfadaki alıntılar, yapay zeka destekli otomatik deşifre sistemimiz tarafından oluşturulmuştur. Orijinal video ve tüm hakları ilgili YouTube kanalına aittir. Sitemiz yalnızca arama kolaylığı sağlamaktadır. Telif hakkı sahipleri, iletisim@minhec.com üzerinden bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.